Doç. Dr. Latife KABAKLI-ÇİMEN, Selman MACİT
Öğretmenler Tarafından Yapılan Ev Ziyaretlerinin Sınıf İçi İstenmeyen Öğrenci Davranışlarına Etkisinin İncelenmesi
Özet
|
Tam Metin
Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin yaptığı ev ziyaretlerinin istenmeyen öğrenci davranışları üzerine etkisinin incelenmesidir. Bu araştırma genel tarama modeline göre yapılmış ve deneysel desen kullanılmıştır. Çalışma gurubu kolayda ve amaçlı örnekleme yöntemine göre belirlenmiştir. Araştırma 2022-2023 eğitim öğretim yılında İstanbul’da bir özel ilkokulun ev ziyaretleri yapan 3 öğretmeni ve ev ziyareti yapılan 60 öğrencisi ile ev ziyareti yapmayan 3 öğretmen ve ev ziyareti yapılmayan 60 öğrencisi olmak üzere toplam 6 öğretmen ve 120 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri sınıf içi istenmeyen öğrenci davranışları anketi kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde Bağımsız Örneklem t Testi, Eşleştirilmiş Örneklem t Testi ve tekrarlı ölçümler için ANOVA kullanılmıştır. Araştırma sonucunda deney grubu son test ile kontrol grubu son test toplam puanları arasında istatistiki olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Sonuç olarak, ev ziyaretlerinin istenmeyen öğrenci davranışlarında azalmaya neden olduğu belirlenmiştir. Bundan dolayı, istenmeyen öğrenci davranışlarını azaltmak için ev ziyaretlerinin artırılması önerilmektedir.
Doç. Dr. Mustafa ÖZGENEL, Dr. Serkan YÜKSEL, Doç. Dr. Pınar AYYILDIZ, Prof. Dr. Metin ÖZKAN
Türkiye’deki Okullarda Çalışma Barışını Etkileyen Politik Bir Uygulama: Öğretmenlik Kariyer Basamakları
Özet
|
Tam Metin
Türkiye’de öğretmenlik kariyer basamakları, 2005 yılından itibaren yasal metinlere dayalı olarak adaylık döneminden sonra “öğretmen”, “uzman öğretmen” ve “başöğretmen” olmak üzere üç basamaklı olarak oluşturulmuş; ancak 2022 yılına kadar bu basamaklar farklı gerekçelerle süreklilik gösterecek şekilde uygulamaya konulmamıştır. Son olarak 2022 yılından itibaren “Öğretmenlik Meslek Kanunu” ile adı geçen ünvanlar öğretmenlere genel anlamda kıdem yılları ve merkezi olarak yapılan bir sınavdaki başarıya dayalı şekilde tekrar verilmeye başlanmıştır. Bu kapsamda araştırmanın amacı, öğretmenlik kariyer basamaklarına ilişkin öğretmen görüşlerini derinlemesine ortaya çıkarmaktır. Nitel araştırma yaklaşımlarından durum çalışmasının kullanıldığı araştırmanın çalışma gurubunu ilkokul, ortaokul ve liselerde farklı kariyer basamaklarında görev yapan 10 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen verileri analiz etmek için de içerik analizinden yararlanılmış ve öğretmenlerin kariyer basamaklarına ilişkin görüşleri sorun alanlarını ifade eden başlıklar altında toplamıştır. Araştırmada, 2022 yılında Türkiye’de biriken bir ihtiyaca cevap vermek için bir politika metni üretildiği ancak üretilen politikanın okula yansımalarının planlanandan farklı bir seyir izlediği sonucuna ulaşılmıştır. Özellikle verilen hizmet içi eğitimler, yapılan sınav, uzman ve başöğretmenlerin görevleri konularında iyileştirmelerin ve düzenlemelerin yapılması gerektiği bu doğrultuda tavsiye edilebilir. Bulgularımızdan hareketle öğretmenlik kariyer basamaklarının Türkiye’nin kendine özgü kültürel bağlamı da dikkate alınarak performansa, mesleki gelişime ve etkililiğe vurgu yapan bir modele dönüşmesi gerektiği ifade edilebilir.
Dr. Eren Murat DİNÇER, Prof. Dr. Halil EKŞİ
The Psychological Structure of Problematic Porn Use in Men: A Descriptive Phenomenological Study
Özet
|
Tam Metin
This study examines the psychological impact of problematic pornography use among men in Türkiye using Giorgi’s descriptive phenomenological method. The research involved in-depth, semi-structured interviews with participants, exploring their initial experiences with pornography, the evolution of their use, and the characteristics of their problematic engagement. The findings reveal that early exposure, often driven by curiosity and peer influence, transitions into a coping mechanism for emotional stress, which highlights the shift towards problematic use. Cultural and religious beliefs significantly influence users, with moral conflicts contributing to intense feelings of guilt and shame, especially among religious individuals. Key psychological impacts include social isolation, relational difficulties, and perceived addiction. This study underscores the need for culturally sensitive approaches to address problematic pornography use and suggests the importance of understanding the complex interplay between personal, social, and cultural factors. Tailored psychological interventions and communication strategies are recommended to mitigate the negative impacts identified.
M. Fatih DEMİRDAĞ
Doğal Taşlarla İlgili Anlam İnşası
Özet
|
Tam Metin
İnsan elinde şekil bulan ve kendi bünyesinde birtakım çeşitlilik gösteren el sanatı malzemesi olan taşlar, bir toplumun kültürel yapısının geliştirilmesinde bir belge niteliği taşıyan maddi unsurlardandır. Arkaik medeniyetlerden bu yana taşlar; başta sığınma, korunma, silah, büyüsel ve inançsal unsur ve ifade ile şifa gibi amaçlarla insanlar için etkili ve önemli olmuştur. Bu açıdan özellikle taşlarla ilgili hemen hemen her din, halk inanışı, mitoloji veya efsanelerde önemli kültsel ve sembolik anlamlara rastlanmıştır. Bu minvalde antropolojik olarak taşlara yönelik kullanım ve inançların toplumların kültürel yapılarıyla ilgili olarak farklılaştığını fakat birbirine yer yer benzediğini görmekteyiz. Özellikle dini inanç ve adetlerin, aileden öğrenilen ve kulaktan dolma bilgilerin de insanları taşlardan şifa aramaya yönelttiği dönemler görülmüştür. Çalışmamız din sosyolojisi ekseninde bir alanyazın araştırmasına dayanmaktadır. Nitekim din, inanç, kültür, örf ve âdet gibi konuları araştırmayı hedefleyen din sosyolojisi için inanç, bireysel anlam dünyaları ve bu anlam dünyaları neticesinde bireysel inanç mekanizmaları önemli görülmektedir. Bu kapsamda ayrıca araştırmada mitoloji biliminden de istifade edilmiştir. Bizim araştırmamız sadece literatür araştırmasından oluşmaktadır. Çalışmanın ilerde bu konuyu çalışacaklar ve saha çalışması yapacaklar için kaynak olacağı kanaatindeyiz.
Prof. Dr. Ejder ÇELİK, Prof. Dr. Emine BABAOĞLAN
Değişen Toplumun Yeni Yüzü Metaverse ve Eğitim Üzerine Olası Etkileri
Özet
|
Tam Metin
Teknolojinin, geldiği dijitalleşme aşamasında toplumsal sistemi bilinçler düzeyinde dizayn etmeye başladığı görülmektedir. Bu yaygın etkileme gücü günümüzde kendini eğitim sistemi üzerinde de belirgin biçimde hissetirmektedir. Dijital teknolojinin bir sonraki adımında hedefi hayata nüfuz etmekten öte kendi içinde bir sanal hayata (metaverse) insanları davet etmeye dönüşmüştür. Aslında son birkaç yılda bu davet sürecinin başladığı belirgin biçimde hissedilmektedir. Dolayısıyla metaverse adı altında gerçekleşin son dijital gelişmelerin dikkatle takip edilmesi ve toplumun farklı kurumları üzerinde yapabileceği etkiler analiz edilmeye başlanmalıdır. Bu anlamda gelişmelerin eğitimle olan bağlantısını erken dönemde anlayarak, sunacağı imkânları ve oluşturacağı sorunları analiz etmek değişimler karşısında eğitim sistemini avantajlı bir konuma getirmek için gerekli görünmektedir. Metaverse'ün sanal dünyası, ekonomi, toplum, kültür, siyaset, aile, din gibi toplumsal kurumlardan bağımsız gelişen bir fenomen değildir. Dijital teknoloji yirmi beş yılı aşkın bir süredir resmi ve kamusal alanda hayatın bir parçası durumuna gelmiştir. İnternet bünyesindeki süregelen etkileşimler tüm sosyal kurumlarla ilgilidir. Modern endüstriyel toplumlarda ekonomi kurumunun diğer sosyal kurumlar üzerinde belirgin etkiye sahip durumda olması dijital teknolojinin yeni adımlarında da kendini göstermiştir. Nitekim son dönemde web alt yapısının değişimi ve merkezsiz internet yapılanması blok zincir sistemiyle kendini yine ekonominin finansal ayağında göstermiştir. Açık biçimde görülmektedir ki internet sisteminin yeni aşaması olan Metaverse on yıl gibi bir sürede eğitim sistemini de değişime zorlayacak bir hâle gelecektir.
Dr. Filiz ERATA, Prof. Dr. Saide ÖZBEY
Psikolojik İyi Oluşta Alternatif Program: Okul Öncesi Eğitimde Aistear Programı Uygulamaları
Özet
|
Tam Metin
Araştırmada, Aistear Eğitim Programı’nın okul öncesi dönem çocukların psikolojik iyi oluşlarına etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda öntest-sontest, kalıcılık testi ve kontrol gruplu deneysel model, nitel boyutunda ise durum çalışması modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 2021-2022 eğitim öğretim yılında Trabzon İl Millî Eğitim Müdürlüğüne bağlı resmi anaokullarına devam eden beş yaş grubu 60 çocuktan oluşmaktadır. Program öncesi yapılan öntest analizleri sonucu aralarında anlamlı fark olmayan gruplardan biri deney, ikisi kontrol grubu olmak üzere üç grup belirlenmiştir. Araştırmada çocuklara ilişkin bilgi edinebilmek için “Bilgi Formu”, nicel verilerin elde edilmesinde “Okul Öncesi Çocuklar için Sosyal Duygusal İyi Oluş ve Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (PERIK)”, nitel verilerin elde edilebilmesi için “Araştırmacı Gözlem Notları” “Ebeveyn Görüşme Formu” ve “Öğretmen Görüşme Formu” kullanılmıştır. Araştırmada deney grubuna Aistear programı, kontrol grubu çocuklara ise öğretmenlerin rutin günlük eğitim programı uygulanmıştır. Araştırma sonucunda; Aistear eğitim programının deney grubu çocukların psikolojik iyi oluş düzeylerine kontrol grubuna göre istatiksel olarak anlamlı farklılık yarattığı saptanmıştır. Nitel analiz sonuçlarına göre deney grubu ebeveynleri ve öğretmeni; uygulanan eğitim programının çocukların psikolojik iyi oluş düzeylerine yönelik olumlu katkı sağladığını belirtmiştir. Araştırmacı gözlemleri de nicel bulguları ve ebeveyn-öğretmen görüşlerini destekler niteliktedir. Bu bulgular ışığında Aistear programı felsefesinin okul öncesi eğitim programı, program geliştirme sürecinde değerlendirilmesinin okul öncesi eğitim programına önemli katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.
Dr. İsmet ŞAHİN
Duyu Dışı Bir Algı Olarak Sezgi Ölçeğinin Geliştirilmesi: Geçerlik Güvenirlik Çalışması
Özet
|
Tam Metin
Bu araştırma; duyu dışı bir algı, somatik işaret ve duygu olarak sezgi kavramına odaklanmaktadır. Geçerli ve güvenilir bir sezgi ölçeği geliştirmek amacıyla katılımcılardan bu sezgiye olan inançları ve güvenleri, hayatlarındaki işlevselliği, duygusallık ve duygusal okuryazarlık ile ilişkisi ve öngörü duygusu olarak deneyimlerine ilişkin soruları yanıtlamaları istenmiştir. Ön uygulama için bu amaca hizmet edeceği düşünülen 4 temel boyutta 33 madde yazılmıştır. Ön uygulama sonucunda 227 kişiden elde edilen verilerle yapılan açımlayıcı faktör analizi sonucunda 5 boyutu ölçen 21 maddelik bir ölçek elde edilmiştir. “Sezgide güven/inanç boyutu”, “Sezginin rehber alınması/işlevsellik boyutu”, “Sezginin sosyal işlevselliği/önsezi boyutu”, “Sezgide duygusallık boyutu” ve son olarak “Sezginin Tesadüf/Şans/Öngörü Olarak Dışavurum Boyutu”. Her boyutun özdeğeri 1’in üzerinde ve toplam varyans temsil oranı %5’in üzerindedir. Testin tamamı 21 maddeden oluşmakta ve test toplam varyansın %68,61’ini ölçmektedir. 21 maddelik sezgi ölçeğinin faktör yapısının geçerliliğini test etmek amacıyla 359 kişiden toplanan verilerle doğrulayıcı faktör analizleri birinci ve ikinci düzey olarak hesaplanmıştır. Elde edilen yapısal model ve uyum indeksleri alanyazında belirtilen kabul sınırlarının üzerinde ve istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Ölçeğin son halinin alt boyutları ve ölçeğin tamamı için hesaplanan Cronbach Alfa güvenirlik katsayılarının kabul edilebilir alt sınır değerinin oldukça üzerinde olduğu görülmüştür. Tüm bulgular, bu ölçeğin duyu dışı algı ve bedensel işaret olarak sezgiyi ölçmede geçerli ve güvenilir bir araç olduğunu göstermektedir.
Belgin BAĞRIAÇIK, Yaren Esma SUNTUR, Ece Nehir EVREN, Yağmur GİRMEN, Prof. Dr. Ahmet Serkan ECE
Özel Yetenekli Öğrencilerle Sosyal Sorumluluk Projeleri Kapsamında Değerler Eğitimi: Çocukevleri Sitesi Örneği
Özet
|
Tam Metin
Toplumda her çocuk eşit şartlara sahip olmamaktadır. Kimi çocuk evinde anne ve babasının yanında sıcak bir yuva ortamında büyürken, kimi çocuk devletin imkanlarıyla devlet himayesinde büyümek durumunda kalır. Bu proje çocukevleri sitesinde bulunan 7-12 yaş aralığındaki çocukları, özel yetenekli müzik bölümü öğrencileriyle buluşturmayı amaçlamasının yanı sıra çocuklara müzik etkinlikleri altında birlikte çalışmayı ve yapılan çalışmalarla birbirlerini değerler bakımından olumlu yönde etkilemelerini sağlamayı amaçlamaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması yapılmıştır. Veriler görüşme tekniğinde yarı yapılandırılmış sorular ile toplanmıştır. Veri analizleri içerik analiz yöntemi ile hazırlanmıştır. Özel yetenekli müzik bölümü öğrencilerinden Gönüller Bir Ekibi oluşturulmuştur. Gönüller Bir Ekibi, çocukevleri sitesinde yaşayan çocuklar ile her hafta bir değer hakkında sohbet edip, ardından da o değeri anlatan bir çocuk şarkısı öğretilmiştir. 8 haftalık sürecin sonunda bu eserlerin yer aldığı bir konser düzenlenmiştir. Bu çalışmanın sonucunda saygı, sevgi, paylaşma, kendini ifade edebilme, heyecan, özgüven, mutluluk ve birliktelik gibi değerler çocukevleri sitesindeki çocuklar tarafından kazanılmıştır. Bu sürecin, Gönüller Bir Ekibine çoğunlukla empati, saygı, iş birliği ve sorumluluk bilinci gibi değerler kazandırdığı belirlenmiştir. Çocukevleri Sitesi eğitmenleri tarafından bu projenin çocukevleri sitesinde yaşayan çocuklara özsaygı, farkındalık, yardımseverlik, özel hissetme ve sorumluk bilinci gibi değerler kazandırdığı belirtilmiştir.
Dr. Öğr. Üyesi Şeyda YILDIRIM PARLAK, Uzm. Cemil PARLAK
Özel Eğitim Öğretmen Adaylarının Hazırladığı Aile Eğitim Programlarının ve El Kitapçıklarının İncelenmesi
Özet
|
Tam Metin
Özel eğitim öğretmenliği müfredatında yer alan Özel Eğitimde Aile Eğitimi dersi içeriğinde aile eğitim programlarının hazırlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi ifadeleri yer almaktadır. Bu doğrultuda araştırmada özel eğitim öğretmen adayları tarafından hazırlanan aile eğitim programları ve el kitapçıklarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın katılımcılarını Gaziantep ilindeki bir üniversitede ilgili dersi almış 25 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Veri setini de hazırladıkları aile eğitim programları ve el kitapçıkları oluşturmaktadır. Araştırma nitel araştırma yöntemiyle desenlenmiş olup veriler doküman incelemesi tekniğiyle toplanmıştır. Araştırmanın veri setini incelemek için “Aile Eğitim Programı İnceleme Formu” alanyazın taraması yapılarak geliştirilmiştir. Verilerin toplanması sürecinde aile eğitim programları ve el kitapçıkları incelenerek belirlenen kriterler doğrultusunda formda işaretleme yapılmıştır. Verilerin analizi sürecinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Sonuç olarak aile eğitim programlarının çoğunun aile eğitim programı hazırlama akışına uygun bir biçimde hazırladındığı ve kavram öğretimi ile günlük yaşam becerilerinin çoğunlukla hedeflendiği görülmüştür. Program hazırlanma sürecinde yararlanılan kaynakların çoğunlukla Türkçe kaynak olduğu belirlenmiştir. El kitapçıklarının ise çoğunun uygun bölümlerden oluştuğu ve görsellerin yer aldığı görülmüştür. Fakat görsellerin çoğunluğu ana bölüm sayfalarında kullanılmıştır. Şema ve tablo kullanımı azdır. El kitapçıklarının yoğun kavram ve terim kullanarak hazırladığı da görülmüştür. Bulgular alan yazın doğrultusunda tartışılmıştır. Son olarak önerilere yer verilmiştir.
Dr. Ayben NALBANTOĞLU, Prof. Dr. Ali Sinan BİLGİLİ
Tarihsel Düşünme Becerilerinin Kazanımında Kanıt Temelli Öğrenme Yaklaşımının Kullanımına Yönelik Bir Uygulama
Özet
|
Tam Metin
Bu araştırmada tarihsel düşünme becerilerinin kazanımında kanıt temelli öğrenme yaklaşımının yansımalarını ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Araştırma, “Eylem araştırması” yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Veri toplama yöntemi olarak doküman incelemesi kullanılmıştır. Araştırmada öğrencilerin tarihsel analiz ve yorum ile tarihsel araştırma becerilerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda 4 hafta boyunca 10. sınıf tarih dersi öğretim programında yer alan “Dünya Gücü Osmanlı 1453-1595” isimli ünitenin ilk üç kazanımına yönelik olarak geliştirilen kanıt temelli öğrenme yaklaşımına dayalı öğrenme etkinlikleri uygulanmıştır. Öğretim sürecinin öncesinde ve sonrasında araştırmanın veri toplama aracı olan “Tarihsel düşünme becerileri sorgulama kaynak çalışması” uygulanmıştır. Verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada tarihsel analiz ve yorum ile tarihsel araştırma becerisinin kazanımında kanıt temelli öğrenme yaklaşımının öğrencilerin çoklu bakış açısıyla ve bağlamsal düşünebilme becerileri ile tarihsel kanıtlara dayalı yorum yapma becerilerinin gelişimine yönelik katkılarının olduğu tespit edilmiştir.
Dr. Öğr. Üyesi Ümran ATABAŞ, Prof. Dr. Gönül SAKIZ
İlkokul Dördüncü Sınıf Öğrencilerinin Fen Bilimleri Dersinde Yapılan STEM Uygulamaları Hakkındaki Görüşleri
Özet
|
Tam Metin
Bu araştırmanın amacı, ilkokul dördüncü sınıf fen bilimleri dersinde uygulanan STEM eğitimi hakkında öğrencilerin deneyimlerine dayalı görüşlerini incelemektir. Nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim araştırma deseninde tasarlanan araştırmanın çalışma grubunu İstanbul ili Beyoğlu ilçesinde bir devlet ilkokulunun dördüncü sınıfında öğrenimini sürdüren 2’si kız, 8’i erkek olmak üzere toplam 10 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada STEM yaklaşımına uygun olarak hazırlanan ders planlarının fen bilimleri derslerinde uygulaması gerçekleştirilmiştir. Uygulama, 9 hafta ve 28 ders saati boyunca devam etmiştir. Veri toplama aracı olarak görüşmeler, değerlendirme anketleri ve gözlem notları kullanılmıştır. Toplanan veriler içerik analizi yöntemi ile tahlil edilmiştir. Elde edilen bulgular, en fazla ilgi çeken STEM uygulamasının güneş enerjili araç yapımı olduğunu, öğrencilerin etkinliklerin tamamında mutlu hissettiklerini ve etkinlikler süresince en fazla grup çalışması sırasında yaşadıkları sorunlar nedeniyle zorlandıklarını göstermektedir. Öğrenciler, STEM ile işlenen fen derslerinin diğer derslerden farkının kendilerine daha çok uygulama yapma imkânı sunulması olduğunu belirtmişlerdir. Ayrıca, öğrenciler okullarda STEM eğitimi ile yürütülen derslerin en fazla hayal gücünü geliştirmeye katkı sağlayabileceğini ve ürün geliştirme esnasında gerekli olan kesme, yapıştırma ve kablo bağlama gibi bazı becerilerde zorluklar yaşanabileceğini ifade etmişlerdir. Araştırmada öğrencilerin STEM yaklaşımı ile gerçekleştirilen derslere ilişkin görüşlerinin olumlu yönde olduğu, bu durumun değerlendirme anketleri ve gözlemci notlarındaki verilerle de desteklendiği sonucuna ulaşılmıştır.
Hande ŞENEL, Dr. Öğr. Üyesi Tuğba TURGUT
Beliren ve Genç Yetişkinlerde İlişki Bağımlılığı, Benliğin Farklılaşması ve Duygu Düzenleme Zorlukları Arasındaki İlişkiler Örüntüsünün İncelenmesi
Özet
|
Tam Metin
İnsanlarla ilişkide bulunma sırasında işlevsel olmayan ve psikopatolojik olarak nitelendirilebilecek davranış kalıplarıyla karakterize olan durumu ifade eden ilişki bağımlılığının her yaş grubundan insanları etkilediği düşünülmektedir. İlişki bağımlılığı hem bağımlılık durumunu yaşayan bireyi hem de kendisine bağımlılık duyulan kişinin hayatını sınırlamaktadır. Bununla birlikte, özellikle gelişim dönemleri itibariyle beliren ve genç yetişkin bireyler için bir risk faktörü olarak görülmektedir. Bu nedenle bu araştırmada ilişki bağımlılığının benliğin farklılaşması ve duygu düzenleme zorluğu ile olan ilişkisinin beliren ve genç yetişkin örneklem grubunda incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca ilişki bağımlılığı, benliğin farklılaşması ve duygu düzenleme zorluğu birtakım demografik değişkenler açısından incelenmiştir. Araştırma ilişkisel tarama deseniyle yürütülmüştür. Araştırmanın verileri yüz yüze ve internet üzerinden toplanmıştır. Araştırmanın örneklemini 18-45 yaş aralığında yer alan beliren ve genç yetişkin 507 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada belirlenen amaçları incelemek amacıyla veri toplama araçları olarak; Demografik Bilgi Formu, Spann-Fischer İlişki Bağımlılığı Ölçeği, Benliğin Farklılaşması Envanteri-Kısa Formu ve Duygu Düzenlemede Zorluklar Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın verileri SPSS 23.0 paket program ve Process Makro eklentisi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda beliren ve genç yetişkin bireylerin benlik farklılaşması düzeylerinin ve duygu düzenleme zorlukları düzeylerinin, ilişki bağımlılığı düzeyleri ile ilişkili olduğu gözlenmiştir. Kurulan model sonucunda beliren ve genç yetişkin bireylerde, benliğin farklılaşması ve ilişki bağımlılığı arasındaki ilişkide duygu düzenleme zorlukları değişkeninin kısmi aracı rolünün olduğu sonucu elde edilmiştir.
Uzm. Bahar OKTAY, Prof. Dr. İkbal Tuba ŞAHİN-SAK
Okul Öncesi Öğretmenlerinin Gelişime Uygun Uygulamalara Yönelik İnançları ile Mesleki Doyumları Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
Özet
|
Tam Metin
Bu çalışmada okul öncesi öğretmenlerinin gelişime uygun uygulamalara yönelik inançları ile mesleki doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evreni, Van ili ve ilçelerinde Millî Eğitim Bakanlığı bünyesindeki bağımsız anaokulları ve ilkokullarında bulunan anasınıflarında görevli okul öncesi öğretmenlerinden oluşurken, örneklemi ise bu evrenden seçkisiz örnekleme yöntemiyle seçilmiş 400 okul öncesi öğretmeninden oluşmaktadır. Çalışma kapsamında veri toplama amacıyla kişisel bilgi formu, Gelişime Uygun Uygulamalar Öğretmen İnanç Ölçeği (GUUÖİÖ) ve Mesleki Doyum Ölçeği (MDÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde, Bağımsız Örneklemler İçin t-Testi, Tek yönlü varyans analizi ve Pearson Momentler Çarpımı kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda, okul öncesi öğretmenlerinin gelişime uygun uygulamalara yönelik inançları ile mesleki doyumları yüksek olduğu bulunmuştur. Ayrıca gelişime uygun uygulamalara yönelik inançları ile mesleki doyumları arasındaki ilişki incelendiğinde, okul öncesi öğretmenlerinin gelişime uygun uygulamalara ilişkin inançları toplamı ile mesleki doyumları toplamı arasında olumlu fakat düşük düzey anlamlı bir ilişki bulunmuştur.
Uzm. İpek ÖZ, Doç. Dr. Hüseyin ATEŞ, Prof. Dr. Abdullah AYDIN
Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Uzaktan Eğitim Sürecinde Öğretim Faaliyetlerini Etkileyen Faktörler
Özet
|
Tam Metin
Çalışma, fen bilimleri öğretmenlerinin fen eğitiminde uzaktan eğitim araçlarını kullanmalarına yönelik niyetlerini etkileyen faktörleri, üç farklı teori açısından incelemeyi hedeflemiştir. Çalışmada, orta ölçekli bir ilde görev yapan 199 fen bilimleri öğretmenin katılımı ile 13 hipotez test edilmiştir. Çalışmanın verileri Sungur-Gül ve Ateş (2021) ve Ateş ve Garzón (2023) tarafından geliştirilen ölçeklerin araştırmaya uyarlanarak kullanılmasıyla elde edilmiştir. Çalışmadan elde edilen veriler ile önce ölçüm modeli ardından yapısal model test edilmiştir. Sonuç olarak çalışmaya bakıldığında, yapısal eşitlik modellemesinin (YEM) sonuçları, mevcut çalışmanın önerilen modelinin kabul edilebilir uyum verilerine sahip olduğunu göstermiştir. YEM sonuçları, tutum, öznel norm, algılanan kullanışlılık, fiyat değeri, konsantrasyon, algılanan hoşnutluk, alışkanlık ve algılanan davranışsal kontrolün uzaktan eğitim araçlarını kullanma niyeti üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle, modeldeki tüm hipotezler, uzaktan eğitim araçlarının tercih edilmesi üzerindeki belirleyicilerini anlamada istatistiksel olarak desteklenmiştir. Sonuç olarak çalışma, fen bilimleri öğretmenlerinin Türkiye bağlamında uzaktan eğitim araçlarını benimsemeye yönelik niyetlerini anlamada üç farklı teoriyle birlikte ek değişkenler açısından etkililiğini onaylamıştır. Çalışmanın araştırmacılar, eğitimciler, eğitim paydaşları ve uzaktan eğitim uygulamasını geliştiren tasarımcılar için önemli çıkarımları vardır.
Dr. Öğr. Üyesi Gaye Zeynep ÇENESİZ, Prof. Dr. Faruk GENÇÖZ
Daha Sağlıklı Olmak için Ne Yapmalı? Yeme Davranışını Düzenlemeye Etki Eden Faktörler
Özet
|
Tam Metin
Bu çalışma, bireylerin problemli yeme tutumları, özsaygı, görünüm özsaygısı, kişilik özellikleri, yeme düzenleme motivasyonları ve sosyokültürel görünüm tutumları arasındaki ilişkileri incelemeyi amaçlamaktadır. Özellikle, cinsiyet ve fiziksel görünüm algısına göre bu değişkenlerdeki farklılıklar araştırılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Demografik Bilgi Formu, Yeme Tutumları Ölçeği, Rosenberg Özsaygı Ölçeği, Görünüm Özsaygısı Ölçeği, Temel Kişilik Özellikleri Envanteri, Yeme Davranışını Düzenleme Motivasyonları Ölçeği ve SosyoKültürel Tutumlar Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, kadınların dışa dönüklük, uyumluluk, yeme düzenlemeye yönelik özerk motivasyon ve problemli yeme tutumlarında erkeklere göre anlamlı derecede daha yüksek puanlar aldıkları bulunmuştur. Buna karşın, erkekler ise deneyime açıklık ve olumsuz değerlik değişkenlerinde kadınlardan daha yüksek puanlar almıştır. Ayrıca, kendilerini aşırı kilolu olarak değerlendiren bireylerin, normal kilolu ya da zayıf olarak değerlendirenlere kıyasla daha düşük sorumluluk ve görünüm özsaygısına sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Kontrollü motivasyon ve problemli yeme tutumlarının bu grupta daha yüksek olduğu bulunmuştur. Bu çalışma, kilo yönetimi ve yeme davranışlarında özerk motivasyonun artırılmasının önemini vurgularken, başkalarının değerlendirmelerine verilen önemin azaltılmasının sağlık üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğini önermektedir. Gelecek çalışmalarda daha geniş örneklem gruplarının incelenmesi önerilmektedir.
Dr. Öğr. Üyesi Ganime Esra SOYSAL, Prof. Dr. Arzu ÖZCAN-İLÇE
Ameliyat Öncesi Eğitimin Hemşirelik Öğrencilerinin Algıladıkları Yetkinlik Üzerine Etkisi: Vaka Temelli Öğrenme Modelinin Uygulanması
Özet
|
Tam Metin
Bu çalışma, hemşirelik öğrencilerine vaka temelli öğrenme modeli uygulayarak ameliyat öncesi eğitimin hemşirelik öğrencilerinin algıladıkları yetkinlik üzerine etkisini ölçmeyi amaçlayarak gerçekleştirilen deneysel bir çalışmadır. Çalışmanın örneklemi kontrol grubu 86, vaka grubu 78 olmak üzere toplam 164 öğrenciden oluşmaktadır. Her iki gruba da aynı öğretim elemanı tarafından ameliyat öncesi hasta hazırlığı eğitimi verildikten sonra vaka grubuna vaka temelli öğrenme modeli uygulandı. Eğitim ve uygulama sonrası tüm öğrencilere Ameliyat Öncesi Hemşirelik Bakımına İlişkin Algılanan Yetkinlik Ölçeği ve memnuniyet ölçeği uygulandı. Öğrencilerin yaş ortalamasının 20.4±1.3, %83.5’i kadın, %72.0’ı klasik lise mezunu olduğu görüldü. Ameliyat Öncesi Hemşirelik Bakımına İlişkin Algılanan Yetkinlik Ölçeği puan ortalaması vaka grubunda 95.8±14.3, kontrol grubunda 91.6±12.9 olarak hesaplandı ve vaka grubunun puanı istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksek olduğu görüldü (p≤0.05). Vaka temelli öğrenme modelinin uygulanan öğrencilerin ameliyat öncesi eğitimin algılanan yetkinliklerini artırdığı, güncel yayınları takip eden ve etik ilkelere uyma duyarlılığı bulunan öğrencilerinin yetkinlik algılarının da daha yüksek olduğu görüldü(p≤0.05). Vaka grubunda öğrencilerin %91.1’i aldığı vaka temelli öğrenme eğitimden memnun kaldığını bildirdi. Sonuç olarak vaka temelli öğrenme modelinin uygulanması öğrencilerin yetkinliklerini artırmada etkili bir yöntem olarak kullanılabilir kullanılması ve eğitim programlarına dâhil edilmesi önerilmektedir.
Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Yasin ŞENYURT
Ölüm Belirginliği ve Sağlık Davranışları: Dindarlığın Düzenleyici Rolü
Özet
|
Tam Metin
Bu çalışma, ölüm belirginliği manipülasyonunun bireylerin sağlığı geliştirici davranışlarda bulunma niyetleri üzerindeki etkisini ve bu ilişkide dindarlığın düzenleyici bir rol oynayıp oynamadığını incelemektedir. Dehşet Yönetimi Kuramı (DYK) ve onun uzantısı olan Dehşet Yönetimi Sağlık Modeli (DYSM) çerçevesinde yürütülen araştırma, ölüm farkındalığının sağlık davranışlarını nasıl etkilediğini ve dini inançların bu etkiyi nasıl hafifletici veya güçlendirici yönde etkileyebileceğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Yarı deneysel bir desen kullanılarak 80 katılımcı rastgele şekilde ölüm belirginliği veya diş ağrısı belirginliği (kontrol) koşullarından birine atanmıştır. Katılımcılar önce Dinsel Yaşayış Ölçeğini, ardından da davranışsal niyetleri ölçmek üzere uyarlanmış Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği’ni doldurmuşlardır. Sonuçlar, ölüm belirginliği koşulundaki katılımcıların sağlık sorumluluğu, fiziksel aktivite ve beslenme niyetlerinde anlamlı şekilde daha yüksek puanlar aldığını göstermiştir. Ayrıca, dindarlığın bu ilişki üzerinde düzenleyici bir rol oynadığı bulunmuştur: Etki en çok düşük dindarlık düzeyinde belirginleşmiş, yüksek dindarlıkta ise azalmıştır. Bu bulgular, ölüm belirginliğinin özellikle daha az dindar bireylerde sağlık davranışlarını motive edici bir unsur olabileceğini, yüksek dindarlığın ise bu etkiyi hafifleten bir tampon işlevi görebileceğini göstermektedir.
Dr. Öğr. Üyesi Merve MAMACI
Evcil Hayvan Dostu İş Yerleri: Kurt Lewin’in Değişim Kuramı Bağlamında Varsayımsal Vaka Temelli Uygulama Rehberi
Özet
|
Tam Metin
Dünyada giderek daha fazla kurum evcil hayvan dostu uygulamaları benimserken, Türkiye’de bu alana yönelik ampirik araştırmaların ve uygulamaların oldukça sınırlı olduğu görülmektedir. Bu çalışmanın amacı, iş yerlerinde evcil hayvanların varlığının çalışanlara ve kurumlara sağlayabileceği katkıları Kurt Lewin’in üç aşamalı değişim modeli çerçevesinde ele alarak konuya Türkiye bağlamında dikkat çekmek ve kavramsal bir çerçeve üzerinden uygulama örneği sunmaktır. Söz konusu çalışma kapsamında kavramsal çerçeve sunularak evcil hayvan dostu iş yerleri kavramı incelenmekte, konuya ilişkin uygulamaların bireysel ve örgütsel çıktıları tartışılmaktadır. Bununla birlikte, uygulamanın önündeki engellere de değinilmektedir. Ayrıca Türkiye’de son beş yılda yapılan çalışmalar incelenerek mevcut durum ortaya konmakta ve alanyazındaki boşluklar vurgulanmaktadır. Bu yönüyle çalışma, kuramsal tartışmaları temel alarak hipotetik bir vaka üzerinden uygulama boyutuna ışık tutan bir örnek sunmaktadır. Çalışmanın özgün yönü, evcil hayvan dostu işyeri uygulamalarını hem çalışanlar hem de örgütler bağlamında ele alarak evcil hayvan dostu iş yerlerinin çalışanlara ve kurumlara sağlayabileceği katkılara işaret etmesi ve Türkiye’deki iş yerleri açısından tartışmaya değer bir zemin oluşturmasıdır. Son olarak, gelecekte gerçekleştirilecek ampirik araştırmaların hangi konuları kapsayabileceği üzerinde durulmakta, bu alandaki boşluğun ise yeni çalışmalar için önemli fırsatlar sunduğu belirtilmektedir.